Ana öğünlerinizi düzenli yediğiniz halde kilonuzun neden yerinden kıpırdamadığını merak ediyorsanız, cevap büyük ihtimalle öğünlerin arasındaki o küçük anlarda saklıdır. Bir avuç bisküvi, ofiste ikram edilen kek, televizyon karşısında açılan bir paket; tek tek bakıldığında önemsiz görünen bu lokmalar, gün sonunda kendi başına bir öğün oluşturabilir. Atıştırma krizi, aslında bir yemek sorunu olmaktan çok, günün içindeki boşluklarla, sıkıntılarla ve ritim eksikliğiyle ilgili bir hikâyedir.
Atıştırmanın Saati ve Sebebi
Atıştırmaların çoğu rastgele değildir; belirli saatlerde, belirli durumlarda tekrar eder. İkindi saatlerindeki enerji düşüşü, işten eve dönüşteki yorgunluk, akşam yemeğiyle uyku arasındaki uzun boşluk en tipik anlardır. Bu saatleri birkaç gün boyunca gözlemlemek, krizin haritasını çıkarmanıza yardım eder. Çoğu zaman şaşırtıcı bir düzen ortaya çıkar: Aynı saatte, aynı yerde, aynı duygu eşliğinde aynı yiyeceğe uzanıyorsunuzdur. Bu düzeni görmek, onu değiştirmenin ilk adımıdır.
Açlık mı, Can Sıkıntısı mı?
Atıştırmaya yönelten şeylerin başında can sıkıntısı gelir. Monoton bir iş, bitmek bilmeyen bir bekleyiş ya da amaçsızca geçen bir akşam, zihnin bir uyarı aramasına neden olur ve yemek en kolay uyarıdır. Ayrıca susuzluk da sıklıkla açlıkla karıştırılır; Mersin’in nemli yaz günlerinde bu karışıklık daha da belirginleşir. Bir şey yemeden önce bir bardak su içip birkaç dakika beklemek, isteğin gerçekten açlık mı yoksa başka bir şey mi olduğunu anlamanın basit bir yoludur.
Öğün Düzeninin Koruyucu Etkisi
Gün içinde uzun süre aç kalmak, akşam saatlerinde kontrolsüz atıştırmaların zeminini hazırlar. Kahvaltıyı atlayan, öğle yemeğini ayaküstü geçiştiren biri için akşamüstü gelen kriz neredeyse kaçınılmazdır. Protein ve lif içeren dengeli öğünler, tokluk hissini uzatarak ara öğün ihtiyacını azaltır. Planlı bir ara öğün, örneğin yoğurt ile bir meyve ya da bir avuç ceviz, plansız atıştırmalardan çok daha koruyucudur. Burada amaç yemeyi kısmak değil, bedene güven vermektir.
Ortamı Yeniden Düzenlemek
İrade, çevremiz kadar güçlüdür. Tezgâhın üzerinde duran bir bisküvi kutusu, gün boyu size seslenir; dolabın en üst rafında, görünmeyen bir yerde duran ise çoğu zaman unutulur. Evde ve iş yerinde göz hizasına meyve, kuruyemiş ya da doğranmış sebze koymak, karar anını kolaylaştırır. Paketten değil, küçük bir tabağa alarak yemek de ne kadar yediğinizi görünür kılar. Bu küçük düzenlemeler kendinizle sürekli pazarlık etmenize gerek bırakmadan alışkanlıkları sessizce dönüştürür.
Konunun il genelindeki karşılığını merak ediyorsanız Mersin diyetisyen sayfasını okuyabilirsiniz.