Son yediğiniz yemeğin tadını gerçekten hatırlıyor musunuz? Pek çoğumuz için öğünler telefon ekranının, televizyonun ya da aceleyle yetiştirilmesi gereken bir işin arasında kaybolup gider. Tabak boşalır ama zihin oraya hiç uğramamıştır. Farkındalıklı yeme, bu kopukluğu onarmanın sade bir yoludur: Yemek yerken orada olmak, lokmayı tatmak, bedenin gönderdiği işaretleri duymak. Kulağa basit gelse de hızın kutsandığı bir dünyada belki de en zor alışkanlıklardan biridir.
Otomatik Pilottan Çıkmak
Gün içinde aldığımız yemek kararlarının büyük kısmı bilinçli değildir. Masada duran bir kâse kuruyemişe elimiz kendiliğinden gider, film izlerken paket ne zaman bittiğini fark etmeyiz. Bu otomatik pilot hali, beynin enerji tasarrufu yapma biçimidir ve kendi başına kötü değildir. Ama yemekle ilişkimizde söz sahibi olmak istiyorsak, zaman zaman o pilotun yerine geçmemiz gerekir. Bir öğüne başlamadan önce birkaç saniye durup tabağınıza bakmak bile, otomatik akışı yavaşlatan küçük bir duraktır.
Duyularla Yemek
Farkındalıklı yemenin özü, duyuları yeniden davet etmektir. Bir domatesin rengine, ekmeğin kokusuna, zeytinyağının dilde bıraktığı hafif acılığa dikkat ettiğinizde yemek bir yakıt olmaktan çıkıp bir deneyime dönüşür. Lokmaları biraz daha uzun çiğnemek, çatalı aralarda tabağa bırakmak, her ısırığın tadının nasıl değiştiğini fark etmek bu deneyimi derinleştirir. Mersin sofralarının zengin aromaları, kekikten nara, sumaktan pul bibere kadar, böyle bir dikkat için cömert bir alan sunar.
Doygunluğun Fısıltısını Duymak
Beynin doygunluk sinyalini alması yaklaşık yirmi dakika kadar sürebilir. Hızlı yediğimizde bu fısıltı henüz bize ulaşmadan tabağı bitirmiş, hatta ikinciyi almış oluruz. Yavaş yemek, bedenin doğal dengesine zaman tanımaktır. Öğünün ortasında kısa bir ara verip kendinize ne kadar aç olduğunuzu sormak, yemeği bir sayı ölçeği üzerinde değil, bir iç ses üzerinden yönetmenizi sağlar. Tabakta yemek bırakmak sizi rahatsız ediyorsa, belki de bu rahatsızlık çocukluktan gelen bir cümlenin yankısıdır; onu da fark etmek değerlidir.
Mükemmellik Değil, Pratik
Her öğünü sessizce, mumlar eşliğinde ve tam bir dikkatle yemek gerçekçi değildir. Farkındalıklı yeme bir kural seti değil, gün içinde ara ara geri döndüğünüz bir tutumdur. Günde bir öğünü ekransız yemekle başlamak, ilk üç lokmayı tam bir dikkatle tatmak ya da yemekten sonra kendinizi nasıl hissettiğinizi birkaç kelimeyle not etmek yeterli bir başlangıçtır. Zamanla bu küçük duraklamalar, porsiyon kontrolünü bir mücadele olmaktan çıkarır ve yemekle daha huzurlu bir ilişkinin kapısını aralar.
Kendinize uygun yaklaşımı belirlemek için Mersin diyetisyen rehberi sayfasındaki öneriler de yol gösterebilir.